Psikanaliz, Sigmund Freud tarafından geliştirilen psikanalitik kurama dayalı, insan ruhsallığını anlamaya ve ruhsal sorunları ortadan kaldırmaya yönelik kendine özgü çerçeveye sahip etkili bir tedavi yöntemidir. Psikanaliz ortaya çıkışından günümüze kadar sürekli olarak gelişen ve değişen bir bilim dalı olmuştur.

Zaman içerisinde psikanalizin daha geniş bir danışan yelpazesine hizmet vermeye başlaması ve psikanalitik kurama dair farklı bakış açıları psikanalizin çerçevesinde ve kuramsal bakış açısında farklı yorumlar meydana getirmiştir. Böylece temelini Freud’un psikanalitik kuramına dayandıran ancak psikanalizden farklı çerçeveye ve kuramsal bakış açısına sahip psikoterapiler doğmuştur.

Psikanalizin çerçevesinde ve ödipal çatışma gibi Freud’un psikanalitik kuramının çekirdeğini oluşturan yapılarda yapılan değişiklikler psikanaliz ile psikanalizden doğan psikoterapiler arasında belirgin bir sınır çizmiştir.

Psikanaliz ve Psikodinamik/Psikanalitik Terapiler Arasındaki Farklar

  • Psikodinamik/Psikanalitik terapilerde danışan ve terapist karşılıklı koltuklarda yüz yüze oturur pozisyonda iken psikanalizde danışan bir divana boylu boyunca uzanır pozisyonda terapist ise danışanın görüş açısının dışında bir yerde oturma pozisyonunda konumlanır.
  • Psikodinamik/Psikanalitik terapiler haftada 1 veya 2 seans sıklığından oluşurken psikanaliz haftada en az 4 seans şeklinde daha yoğun bir süreçtir.
  • Psikodinamik/Psikanalitik terapiler danışanın ihtiyacına göre değişiklik gösterse de genellikle psikanalize göre daha kısa sürelidir. Psikanaliz dört yıl veya daha fazla olacak şekilde daha uzun bir süreçtir.
  • Psikanaliz seanslarında danışanın sansürsüz şekilde aklına gelen imge ve düşünceleri aktardığı serbest çağrışım temel ve vazgeçilmez bir teknik olarak yer alırken psikodinamik/psikanalitik terapilerde serbest çağrışımın yanında telkin ve yönlendirme teknikleri de kullanılmaya başlanmıştır.
  • Diğer yandan psikanalizden doğan psikoterapilerin kendi arasındaki sınırlar bu kadar keskin değildir. Bu durum terminolojik bir karmaşayı doğurmuştur. Günümüzde psikodinamik ve psikanalitik psikoterapi kavramları kuramsal altyapısını psikanalizden alan ancak psikanalize göre daha az sıklıkta ve kısa süreli olan psikoterapileri işaret etmek için kullanılmaktadır.

Aralarındaki farklarının bulanık olması sebebi ile psikodinamik terapi ve psikanalitik terapi sık sık birbirinin yerine kullanılan kavramlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Psikodinamik/psikanalitik terapiler kuramsal altyapısını psikanaliz ve onun yorumlanması ile ortaya çıkan kuramlardan sağlar. Bu nedenle sadece tek bir psikodinamik terapi ve psikanalitik terapi yoktur. Kuramsal farklılaşmanın yanında terapistin tarzı, danışanın biricikliği, terapist ve danışan arasındaki ilişki faktörlerinin eklenmesi ile her biri birbirinden farklı denebilecek psikoterapiler ortaya çıkmıştır.

Bununla birlikte herbirinin kendisini psikanalize bağlayan kökleri mevcuttur ancak hiçbiri psikanaliz değildir. Bu kökensel bağın en büyüğü ve vazgeçilmezi insan ruhsallığının açıklanmasında bilinçdışı süreçlerin kullanılmasıdır. Hem psikodinamik hem psikanalitik terapi ruhsallığın işleyişinde bilinçdışını temel bir konuma yerleştirerek terapi sürecinde danışan ile birlikte danışanın bilinçdışı dinamiklerini anlamaya ve anlamlandırmaya çalışır. Bu süreçte danışanın rüyaları, düşlemleri, geçmiş yaşantıları, içsel çatışmaları, savunma mekanizmaları, ilişkisel paternleri ve terapi içerisinde terapist ile kurduğu ilişki ele alınmaktadır.

Psikodinamik/Psikanalitik Psikoterapilerde Neler Amaçlanır?

  • Danışanın tüm duyguları ile yüzleşebilmesi, bunları açıkça ifade ederek anlamaya çalışma ve üzerine konuşabilme konusunda cesaretlendirilmesi
  • Danışanın rahatsız edici duygu ve düşüncelerden kaçınmasına yönelik davranışlarının ele alınarak içgörü kazanması diğer bir deyişle savunma mekanizmalarının ve direncin ele alınması
  • Danışanın hayatındaki, ilişkilerindeki, duygu ve düşüncelerindeki patternlerin ele alınarak anlaşılmaya çalışılması
  • Danışanın erken dönem yaşantılarının araştırılarak geçmiş ile bugün arasındaki ilişkinin anlaşılmaya çalışılması
  • Danışanın ilişki deneyimlerinin ve ilişkilerinde yaşadığı sorunların anlaşılmaya çalışılması
  • Danışan ve terapist arasındaki ilişkiye odaklanarak ortaya çıkan duyguların, deneyimlerin ve ilişkisel patternlerin ele alınması
  • Danışanın arzularının, korkularının, rüyalarının ve düşlemlerinin araştırılarak danışanın fantezi dünyasının anlaşılmaya çalışılması

Sonuç olarak Freud psikanalizi kurarak insan ruhsallığını anlamaya ve tedavi etmeye yönelik kendine özgü yöntemleri olan bir bilim inşa etmiş ve kendinden sonra gelenlere büyük bir miras bırakmıştır. Zaman içerisinde bu miras gelişerek ve dönüşerek dallanıp budaklanmıştır.

Psikodinamik/Psikanalitik terapiler de bu gelişim ve dönüşümlerin sonucu olarak doğan ancak psikanaliz ile olan köklerini hiçbir zaman tamamen koparmayan psikoterapiler olarak ortaya çıkmıştır. İnsan ruhsallığındaki bilinçdışı süreçlere yapılan vurgu ise psikanaliz ile psikodinamik/psikanalitik terapiler arasındaki en güçlü bağı oluşturmuştur.

Psikanaliz ve psikodinamik/psikanalitik terapiler arasındaki sınırlar yukarıda belirtildiği gibi daha belirginken psikodinamik/psikanalitik terapilerin kendi içerisindeki farklar o kadar belirgin değildir. Bu yüzdendir ki psikodinamik ve psikanalitik terapi kavramları sıklıkla birbiri yerine kullanılmakta olup günümüzde kuramsal altyapısını psikanalizden alan ancak psikanalize göre daha az sıklıkta ve kısa süreli olan bütün psikoterapi yelpazesini tarif etmektedir.