Terapide Sessizlik: Sözsüz İletişim Kurmak


"Bazen bir sessizlik bütün sözlerden anlamlıdır." demiş John Steinbeck, Cennetin Doğusu kitabında. Belki de hayatı anlamlandırma süreci olarak tarif edebileceğimiz terapi için de geçerlidir diyebiliriz bu söz için. 

Konuşma

Psikanaliz, hastaların gündeme getirdikleri sorunların ve ilgili anıların özgürce konuşulmaya teşvik edilmesi ile başlamıştır diyebiliriz. Hatta ilk zamanlarda “talking cure” yani "konuşma kürü/tedavisi" olarak adlandırılmıştır. Başlarda Freud ve Breuer tarafından bu şekilde başlayan tedavi yöntemi, günümüze kadar bazı noktalarda değişerek güncel halini alacak olsa da terapilerde değişmeyen bir şey var diyebiliriz: o da "konuşmak". Hangi ekolden olursa olsun psikoterapilerin özünde konuşmak, söze dökmek, anlamlandırmak vardır. 

Terapide Sessizlik

Konuşma üzerine kurulu bir tedavide "sessizlik" ne anlama gelir peki? Her diyaloğun, konuşmanın içinde sessizlik de vardır, bu seans içindeki iletişimde de böyledir. Seanslar içerisinde konuşma olduğu kadar susmak, sessiz kalmak da vardır. Bu hem terapist hem danışan açısından geçerlidir. 

Terapide Neden Sessiz Kalınır?

Terapide sessiz kalmanın ardında bir çok neden olabilir. Danışan koltuğundan bakılırsa:

· Danışan duygu, düşünce ve fikirlerini ifade edebilmek için uygun sözcükleri bulmaya, düşünmeye çalıştığı için bir sessizlik süreci olabilir.

· Yeni başlanan bir terapide neyi ne kadar anlatılacağının bilmediği, terapiste güvenmek ve terapiye adapte olmakta zorlandığı için sessiz kalıyor olabilir.

· Anlatılacağı şeyin üzerine ne hissettiğini düşünüdüğü, içsel bir odaklanmaya gittiği bir sessizlik olabilir.

· Suçluluk, utanç, öfke, kızgınlık gibi duygular hissettiğinde paylaşmaktan çekindiği için sessiz kalabilir.

· Kaygılı hissettiğinde konuşmaktan ve iletişimden kaçınmak için sessizliğe sığınmak istiyor olabilir.

· Yaşadığı yoğun ve karmaşık duyguları ifade etmekte zorlandığı veya içinde bulunduğu durumu paylaşmakta güçlük çektiği için sessiz olabilir.

· Dikkati anlattığı konudan başka bir yere gittiğinde ve odaklanmak istediğinde düşüncelerini toparlamak için sessiz kalıyor olabilir.

· Anlattığı şey üzerine düşünerek yeni bir anlayış ve farkındalık geliştirmeye başladığı için olabilir.

· Bazen de sadece konuşmakta zorlandığı, konuşmak istemediği için sessizlik olabilir. 

Terapistin Sessizliği

Terapi odasındaki sessizliğin diğer ucunda terapistin suskunluğu yer alır. Psikoterapinin farklı ekollerinde farklı deneyimlense de terapistler de yeri geldiğinde seans içerisinde sessiz kalırlar. Özellikle analitik/dinamik ekolde terapistin sessizliğinin terapide büyük bir yeri vardır.

Terapistlerin de seans içerisinde sessiz kalmasının bazı nedenleri olabilir:

· Terapist sessiz kalarak danışanı kendi anlattıkları üzerine düşünmesi için teşvik ediyor olabilir.

· Sessiz kalarak danışanın kendini rahatça ifade etmesi, kendine dönebilmesi için alan açıyor olabilir.

· Danışanın çağrışımlarını, düşünce akışını bölmemek, müdahale etmemek, arkasından anlatacağı şeyi beklemek istediği için susuyor olabilir.

· Sessizlikte danışanı da gözlemleyerek sadece sözel anlattıklarını değil, sözel olmayan anlatımlarını da fark ederek daha derin bir anlayış içinde değerlendirmek ve sessizlikte anlattıklarına da dikkat etmek istediği için olabilir.

· Danışanının o an konuşmak istememesine saygı gösteriyor olabilir.

Sessizlik Deneyimi

Terapide birçok farklı sebepten sessiz kalınabileceğininden bahsettik. Terapideki sessizlik deneyimi her danışan için hatta her seans içinde farklı algılanabilir. Bazen hoş karşılanabilir; danışan sessizlikte kendi düşünce ve duygularına dönme imkanı bulduğu için sakinlik, terapistin sessizliğini anlayışla karşılaması durumunda saygı, kendini istediği zaman istediği gibi ifade etme konusunda özgürlük gibi duygular hissediyor olabilir. 

Ancak terapideki sessizlik danışan tarafından her zaman hoş bir durum olarak karşılanmayabilir. Danışan sessizlik içerisinde neden sessizlik olduğuna yönelik kaygı, sessizliği bozup bozmaması gerektiğine dair endişe, terapistinin karşısında sessiz kalmasına yönelik kızgınlık ve öfke, terapistinden beklediği tepkiyi/sesi almadığına yönelik hayalkırıklığı gibi olumsuz duygular içerisine girebilir. Bu duyguları hissetmek de oldukça doğaldır. Burada önemli olan, bu olumsuz, zorlayıcı duyguları da terapi içerisinde dile getirmek ve bu hissedilen duyguları terapistle açıkça konuşabilmektir. Sessizlikle ilgili endişelerin, olumsuz duyguların konuşulması ile kişi için sessizliğin anlamı ve ne ifade ettiği anlaşılabilir ve  sessizlikle daha iyi bir ilişki kurulması üzerine konuşulabilir.

Sessizliğin İşlevi

Peki terapideki bu sessizlik neye hizmet eder, ne işe yarar? Neden terapistler sessizliğe izin verir, hatta bazen teşvik eder? Terapist; danışan tarafından oluşturulan sessizliğin bir direnç, kaçınma davranışı veya aktarımsal bir süreç olup olmadığı ile ilgili düşünerek sessizliği anlamlandırma çabasına girer. Terapist, sessizliğin danışan tarafından nasıl karşılandığını anlama ve danışana anlamlandırma konusunda çalışır. 

Psikoterapi içerisinde sessizlik, terapist ve danışan arasındaki iletişimde önemli bir parçadır. Sessizlik terapötik bir araç olarak kullanılabileceği gibi danışanın iç dünyasına dair önemli ipuçları da verebilir. Terapide her şeyde olduğun gibi, sessizliğin de konuşulabileceği ve anlamlanacağı güvenli bir alan olmalıdır. Terapist, danışan tarafından gelen sözcükleri kabul ettiği gibi danışanın sessizliğine de kucak açar. Sessizlik terapide bir engel olarak görülmez, aksine kullanılacak bir araç olarak görülebilir. Terapist danışanın sessizliğini sabırla, anlayışla karşılar. Danışanın kendini keşfetme yolculuğuna attığı adıma teşvik eder, kendini ifade etmesine ve duygusal iyileşme yolunda ilerlerlemesine zemin hazırlar ve danışanın iç dünyasına girdiği yolculukta ona eşlik eder.