Hayatta inişler ve çıkışların olduğu ve bunlara göre duygu durumumuzun değişebileceği gerçeğini kabul etmemek, her zaman iyi hissetmemiz gerektiğini ve kötü hissediyorsak bizde bir problem olduğunu düşünmek son zamanlarda toksik pozitiflik kavramının hayatımıza kattığı olumsuzlar olarak sıralanabilir.
Kişisel gelişim kitapları, sosyal medyada pozitiflikle ilgili paylaşımların artması kişilere her an mutlu olmaları gerektiğine dair bir yanlışı dayatmış halde. Ancak bu durum deneyimlememizin son derece normal ve gerekli olduğu başka duyguları bastırmamıza ya da inkar etmemize neden olabilir.
Duygularımız genellikle bir dalgalanma halindedir ve aşırı boyutlarda olmadığı sürece bu normal kabul edilir. Her insan zaman zaman öfke, hayal kırıklığı, üzüntü yaşar ancak toksik pozitiflik sadece mutlu hissetmemiz konusunda bizi zorlayabilir.
İyi hissetmek konusunda gerçekçi olmayan beklentilere sahip olmak olumsuz duyguların deneyimlenip etkilerinin azalmasına fırsat vermemizi engelleyerek bu duyguların etkisini daha uzun süre üzerimizde taşımamıza neden olabilir.
Peki sağlıklı pozitiflik nasıl olur?
- Hayatta hem olumlu hem de olumsuz duyguları birlikte deneyimlememizin normal olduğunu kabul etmek.
- Olaylar karşısında ortaya çıkan duygularımızı anlamlandırabilmek.
- Zor zamanlarda o an için veya bir süre boyunca kendimizi iyi hissetmiyor olsak da bunun tüm hayatımız boyunca böyle gitmeyeceğine ve zamanla, destek de alabileceğimiz sürece olumsuz duygularımızın yatışacağına dair kendimize umut verebilmek.
- “Mutsuzum” yerine “şimdilik mutsuz hissediyorum” gibi ifadeleri dilimize yerleştirebildiğimizde sağlıklı bir pozitiflik geliştirebilmemiz mümkün.