Göğüste hissedilen kas ağrısının kalp rahatsızlığına yorulması, baş ağrısının beyin tümörü şüphesi uyandırması, kullanılan ilaçların prospektüslerinin dakikalarca incelenmesi ve neredeyse hepsinin yan etki yapması, sayısız tıbbi muayenelere gidilmesine rağmen endişenin dinmemesi... Eğer siz veya çevrenizden biri bu tür deneyimleri yaşıyorsa, bu yazıda ele alınacak 'hastalık hastalığı' kavramı hakkında bilgi sahibi olmak, durumu daha iyi anlamlandırmanıza yardımcı olabilir.

Hastalık Hastalığı (Hipokondriyazis) Nedir?

Tıbbi bir nedene dayanmaksızın, kişinin bedeniyle ilgili yanlış algıları sonucunda ciddi bir hastalığı olduğuna dair sürekli endişe duymasıyla karakterize bir sendromdur. Hastalık belirtileriyle ilgili takıntılı düşüncelere sahip olan kişi, özellikle psikiyatri dışındaki farklı branşlara sıkça başvurarak hastane ziyaretlerinde bulunur. Yapılan muayeneler ve test sonuçları sonrasında hekimlerin belirtilerin kaynağının tıbbi olmadığına ve bedensel bir bozukluk bulunmadığına dair açıklamaları başvuran kişiyi rahatlatmaz. Daha önceki kontrollerinde sayısız kere aynı açıklama yapılsa dahi, kişi bir hastalığı olduğuna öyle emindir ki, aldığı bu sonuçları hastalığı/ hastalığın çözümünü bulamamaları olarak yorumlar. Bu algılama sonucunda, bedensel bir hastalığa dair düşünceler tekrar şekilde zihne gelir ve yaşadığı kaygı, şüphe gibi duygularla baş edemeyen birey kendisini yine hastane ziyaretlerinde bulunduğu döngünün içerisinde bulur.

Hastalık Hastalığı Belirtileri Nelerdir?

  • Hasta olduğu veya olabileceğine dair yoğun kaygı ve korku hissetme
  • Hastalıklarla ilgili sürekli araştırma yapmak ve belirtilerin var olduğunu düşünme
  • Bedeninde bazı yerlere dokunarak/bastırarak bir ağrı, bozukluk olup olmadığını düzenli kontrol etme
  • Bedenindeki bir uyarımı abartma
  • Bedenin herhangi bir yerindeki ağrıya, uyarıya dair aşırı duyarlı olma ve merak
  • Algılamada fizyolojik işlevlere, değişimlere karşı dikkat artışı
  • Bedensel konular dışındaki konulara dair ilgisizlik
  • Sürekli hastalık düşüncesiyle ilgilenerek kişisel yaşamındaki farklı konulara veya ilişkilere yeteri zaman ayıramama
  • Hekim hekim dolaşma, defalarca muayene olma ancak yine de güvensizlik yaşama
  • Sürekli olarak hekimlerin yanında olma ve sorular sorma
  • Sürekli olarak tıbbi konularla ve rahatsızlıklarla ilgili konuşmak isteme

Kimlerde Hastalık Hastalığı Görülür?

Yapılan çalışmalar, hastalığın farklı yaş gruplarında görülebileceğine dair araştırma bulguları ortaya koysa da, 20-30 yaş aralığında kişilerin belirtileri daha sık deneyimlediği gözlemlenmiştir. Hipokondriyazis sıklığı, birinci basamak sağlık hizmetine başvuran hastalar arasında %3-7 arasında değiştiği söylenmektedir. Cinsiyetlerde sıklık bakımından kadınlar ve erkekler ciddi farklılaşmalar göstermemektedirler.

Hastalığın Seyri - Gidiş ve Sonlanış

Hastalığın seyrindeki yakınmalar, bireyin benliği veya ilişkileriyle ilgili yaşadığı duygusal sıkıntıların, yer değiştirme savunma mekanizmasıyla bedene yöneltilmesi sonucu ortaya çıkar. Bu bedensel belirtiler, kişinin sürekli doktorlara başvurmasına, sık sık aynı şikayetleri dile getirmesine ve yoğun kaygılar nedeniyle hekimlere yönelttiği soruların artmasına yol açar. Zamanla, hekimlerin hastayı farklı uzmanlara yönlendirmesi ve benzer süreçlerin tekrar yaşanması, hastalığın süreğen hale gelmesine ve bireyin bu döngü içinde sıkışmasına neden olur. Bu kısır döngü içerisinde, kişi belirtilerinin varlığına dair sürekli şüphe duyar ve sık doktor ziyaretleri günlük yaşamının olağan bir parçası haline gelir. Hastalık hastalığı olarak da bilinen hipokondriyazis, kimi hasta gruplarında bir yıl sonra kendiliğinden iyileşme gösterse de, genellikle süreğen ve tedaviye dirençli bir patolojidir. Belirtilerin yeni ortaya çıktığı hastalarda kendiliğinden düzelme ihtimali belirli bir ölçüde bulunsa da, semptomların yerleştiği ve uzun süredir devam eden hastalık süreçlerinde bu durumun kendiliğinden düzelmesi beklenmez.

Hipokondriyaziste Sağaltım (İyileşme)

Hastaya Yaklaşım / Psikoeğitim:

Tedavi sürecindeki hastanın yaşadığı durumu daha iyi kavrayabilmesi için, hastalık hakkında bilgilendirme yapılması büyük önem taşır. Tıbbi kontroller sonucunda hastalara sıklıkla söylenen “Sizde hiçbir şey yok” gibi ifadeler, hastalığın varlığına kesin gözüyle bakan bu bireylerde öfke ve güvensizlik yaratabilir. Bunun yerine, hastanın eğitim ve kültürel düzeyi göz önünde bulundurularak, yaşadığı durumun ortaya çıkış nedenleri, kendisine olan etkileri ve tedavi sürecinin nasıl ilerleyeceği konusunda kapsamlı ve anlayabileceği şekilde açıklamalar yapılması sürecin sağlıklı ilerlemesi açısından gereklidir.

Psikoterapi:

Danışanla yürütülecek psikoterapi süreci, hastalığın ortaya çıkış biçimine, eşlik eden diğer bozukluklara ve belirtilerin şiddetine bağlı olarak farklılık gösterebilir. Erken dönem travmaların ve derin çatışmaların ön planda olduğu vakalarda psikanalitik yönelimli terapiler faydalı olabilirken, bedenle ilgili bilişsel çarpıtmaların yoğun olduğu durumlarda bilişsel davranışçı terapi etkili bir yaklaşım olabilir. Özellikle, sık hastane ziyaretleri yapan ve sağlık çalışanlarından aldığı yanıtlar nedeniyle güvensizlik geliştiren bireyler için, terapist ile kuracakları güvenli bağ ve terapiye düzenli devam etmeleri sürecin başarısı açısından kritik önem taşımaktadır.

İlaç Tedavisi:

Hipokondriyazis belirtileri gösteren bireylerde, gerektiğinde psikiyatristler tarafından ilaç tedavisi önerilmektedir. Bu hasta grubunda, özellikle seçici serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI'lar) semptomları hafifletmede etkili bulunarak tedavi sürecinde yaygın olarak kullanılmaktadır.

KAYNAKÇA:
Öztürk, O., & Uluşahin, A. (2020). Ruh sağlığı ve bozuklukları. 16. Baskı. Nobel Tıp Kitabevleri.
Hocaoğlu, Ç. (2015). Farklı bir hipokondriyazis: Bir vaka sunumu