Terapistime Güvenebilir miyim? İşte Anlamanın Yolları

Psikoterapi, kişinin kendini tanıması, anlaması, kendine dair bir özfarkındalık geliştirmesi ve yaşadığı zorluklarla mücadele etmesinde kendi içsel kaynaklarını keşfetmesine yardımcı olan bir içsel dönüşüm sürecidir. Bu sürecin etkili olabilmesinde belirleyici rol oynayan önemli şeylerden biri de kişinin terapistine duyduğu güvendir. Burada terapiste güvenden kasıt terapistin ağzından çıkan her şeyi sorgusuz sualsiz kabul etmek anlamında değildir. Aksine terapötik bir işbirliği, temelinde terapiste rahatça duygu ve düşünceleri aktarabilmeyi, eleştirel düşünmeyi ve iç dünyayı özgürce paylaşabilmeyi içermektedir. Peki terapiste güven nasıl gelişir?

Terapistin Profesyonel Tutumu

Terapiste güven oluşturmanın temeli, terapistin mesleki etik ilkeler çerçevesinde hareket etmesi ile başlar. Terapist; karşısındaki danışana empatik, saygılı ve önyargısız bir tutum içerisinde olmalıdır (Norcross & Wampold, 2018). Bu tutumların yanında güveni oluşturacak temel taşlar için terapistin yansız, anlayışlı, sabırlı olması, sınırlarını bilmesi ve gizliliği koruması da gerekmektedir.


Terapistinizin Sınırlara Saygı Göstermesi

Terapistin sınırlarınıza saygı göstermesi, güven oluşturmaya yardımcı olacak yollardan bir tanesidir. Terapistiniz sizi kendi fikir ve düşüncelerine ikna etmeye çalışarak zorlamaz, kişisel hayatıyla ilgili bilgi (terapistin terapi içerisinde yararlı olacağını düşündüğü zamanlarda sınırlı bir şekilde kendini açmasını ayrı tutarak) paylaşmaz, sizi sosyal medya üzerinden takip etmez, bir arkadaşlık ilişkisi içerisine girmez veya hayatınızdaki kararlarda söz hakkına sahip olmaz. Terapi alanı, sadece sizin ihtiyaçlarınıza yönelik kullanılan güvenli bir alan olarak hissedilmelidir. Terapistin hem kendi sınırlarını hem sizin sınırlarınızı koruması, mesleki etik anlayışı ve profesyonelliği gösteren önemli bir tutumdur. 

Kendini Açabilme Konforu 

Kendinizi terapi içerisinde ne kadar özgürce açabildiğiniz, terapistinize güven duyup duymadığınızı anlamanın bir yolu olabilir. Terapi içerisinde anlattığınız herhangi bir şeyde kendinizi açmakta zorlanıyor, terapistinizin yanında rahat hissetmiyor, anlattıklarınızın terapist tarafından yargılandığını veya eleştirildiğini hissediyorsanız, terapistinize tamamen açık olamıyorsanız ve çekingenlik hissediyorsanız güven duygusu daha tam oturmamış/gelişmemiş olabilir. Bu durumu seansa taşımak oldukça önemlidir. Terapistin görevi sizin kendinizi açmanıza, anlatmanıza yardımcı olacak şekilde güvenli bir alan yaratmaktır. Kendinizi açmanızı engelleyen birçok faktör olabilir, ancak bunları seans gündemine getirmek, üzerine konuşulması ve anlaşılması ile kendinizi daha iyi anlayabilir ve terapide daha rahat ifade edebilirsiniz. 

Terapötik İlişkinin Niteliği 

Güven, terapötik ilişkide (yani terapist-danışan arasındaki ilişkide) yaşanabilecek tekrar eden düşünce ve duyguların fark edilmesiyle de gözlemlenebilir (Gabbard, 2017). Teraspistinizle aranızdaki ilişkide şüphe, gerginlik, kaygı veya öfke gibi duygular hissediyorsanız bunları da terapide gündeme getirmek oldukça önemlidir. Çünkü bu duygular kişinin geçmişteki ilişki dinamiklerinin bugün terapi içerisinde bir yansıması olabilir. Bu duyguları terapide gündeme getirmek, onların daha iyi anlaşılması ve ilişki örüntülerinin keşfedilmesine yardımcı olabileceğinden oldukça yararlıdır. Terapist bu duyguları yargılamadan, anlamaya çalışarak ele alarak karşılar ve danışanın kendisini daha iyi anlamasına nasıl fayda sağlayabileceği üzerinde düşünür. 

Terapistin Geri Bildirimlere Açıklığı

Kendini açmanın zorluğunu terapiste anlatmanın önemli olduğundan bahsettik. Bu noktada terapistinize verdiğiniz geri bildirim sonucu terapistinizin nasıl bir tepki verdiği de güven duygusunu şekillendirmede önemli olabilir. Terapistinizin sizden geleceklere açık, sorgulayan ve nereden geldiğini anlamaya çalışan bir tavır içerisinde olması güven duygusunun zamanla gelişmesine zemin hazırlayabilir. Terapide yaşadığınız herhangi bir rahatsızlığı söze döktüğünüzde terapistin bu geribildirimi dikkate alması da güven duygunuzu şekillendirebilir.

Terapistin Tutarlılığı ve Güvenilirliği

Güven; terapistin genel anlamda tutarlılığı ve güvenilirliği ile ilişkilidir, sadece seans içindeki tutumuyla değil. Terapistin belirli bir sınırlar içerisinde çalışması (terapide çerçeve olarak nitelendirdiğimiz şey) danışan tarafından bir öngörülebilirlik sağlar ve güven duygusunu arttırır. Örneğin terapistin seans günü, saati ve süresine dikkat etmesi, danışanın sürecine içtenlikle özen göstermesi gibi durumlar terapötik güveni arttıran unsurlar arasında bilinmektedir. Terapistin seans günü ve saatini sürekli değiştirmesi, randevuları iptal etmesi veya ertelemesi, söylemleri ile çelişkili davranışlar sergilemesi veya süreç içerisinde tutarsız davranması güven ilişkisi geliştirmeyi zorlaştırabilir.

Terapötik Sürecin Şeffaflığı

Danışan olarak terapi sürecine dair bilgilendirilmek haktır. Terapist; sürecin nasıl ilerleyeceği, çalışılan ekol, kullanılan teknikler, terapi sürecinin hedefleri ve olası zorluklar konusunda danışana net ve açık bilgiler verebilmelidir. Sürece dair bu açık ve net tutum, danışan tarafından deneyimlenebilecek belirsizliklerden kaynaklı kaygıları azaltarak güven duygusu aşılamaya yardımcı olacaktır. 

Terapi Sürecinde Güvenin Zamanla Gelişmesi

Güven duygusu, hayatın diğer alanlarında da olduğu gibi terapi içinde de ilk tanışıldığında, ilk seanslardan itibaren tam kurulamayabilir ve zamanla gelişmesi beklenen bir olgudur. Bu güven de her danışan için farklı zamanlarda gerçekleşebilir. Geçmişte de insanlara güvenmekte birtakım güçlükler yaşayan bir kişinin terapistine güven duyması biraz daha zaman alabilir. Süreç içerisinde terapistinize yönelik güveni sorgulamak da doğal bir durumdur.

Sonuç

Terapiste güven zamanla inşa edilen bir süreç olarak karşımıza çıkmaktadır. Danışan olarak bu sürecin içerisinde güven duygusunun nasıl geliştiğini gözlemlemek kıymetli olabilir.  Güven, terapinin etkililiğini ve terapi sürecinin devamlılığını etkileyen önemli faktörlerden biridir. Güvenli bir terapötik ilişki, iyileşme yolculuğunun temelini oluşturur.

Kaynakça

Gabbard, G. O. (2014). Psychodynamic psychiatry in clinical practice. American Psychiatric Pub.

Norcross, J. C., & Wampold, B. E. (2011). Evidence-based therapy relationships: Research conclusions and clinical practices. Psychotherapy, 48(1), 98–102. https://doi.org/10.1037/a0022161 

Türk Psikologlar Derneği. (2018). Türk Psikologlar Derneği etik yönetmeliği. https://psikolog.org.tr/belgeler/etik-surec-yonetmeligi-bysjr.pdf